Risale-i Nur'u anlama ve yaşama çabası
Genel
Nurları Okumamaya Bir Neşter
11 Tem
Bizler çoğu zaman, eserleri az okuduğumuzdan dert yanıyoruz. Anlayamamaktan şikayetçiyiz. Haydi bu konuya değinelim…
Ketmeden Engellerden Çıkış
Sanırım bizim okumamıza ket vuran en az şu engeller var:
- İhtiyacı hissetmiyoruz; çünkü ya dünya cazibesi unutturuyor; veya olduk, piştik zannediyoruz. İşte aç olsak bu mutfağa koşardık.
- Eserlerin gücünü farketmemişiz; çünkü ya anlamamışız ne anlatıyorlar; veya tanık olmamışız nasıl muzaffer oluyorlar. İşte biz kaynaklarımızın gücünden yana hayli gafiliz. Elimiz altında elmaslar hazinesi var.
- Veya tam dava edinmemişiz; çünkü ya davayı idrak etmemişiz; veya nefis boğazımıza basıyor, başımıza vuruyor. İşte içinde evladımız yanan konağa koşmamak nasıl mümkün değilse, öyle de dava edindiği halde aksi davranmak mümkün olmazdı. Buna da dikkat..
Bunlarda birbirini doğuran döngü var bir bakıma: İhtiyacı hissetmek okumayı sağlıyor, okumak ihtiyaç hissini tahrik ediyor. Okudukça eserlerin gücünü farkediyoruz; farkettikçe mütalaaya devam ediyoruz. Davayı benimsedikçe sarılıyoruz kitaplara; sarıldıkça da dava netleşiyor zihnimizde..
Okumak Neden Önemli?
Bu eserler ki Kur’an’dan nebean etmişler. Bu eserler ki tecdid yapıyor. Bu eserler ki Said Nursi Hazretleri gibi bir şahsiyet bunlara kapak yapılmış.. Bu eserler ki milyonlarca seveni ve yüzbinlerce okuyanı var. Ve sayısız şahsiyetlere imanda hizmete vesile olmuşlar.
Bu asır ki sağ salim içinde ömür noktalamak için Nurlar kadar bilmek gerekiyor. Bu çağ ki Risale kadar sebat ve marifet istiyor. Ben madem oturup yeniden nurları yazamam. Madem hazır yazılmışlar; madem bu hakikatlar olmadan devrileceğim; bu köklerden beslenmem hayati bir mesele…
Yirminci mektuptaki kişi, nasıl istatistikli bir nevi coğrafya yazmak için: ya beş paralık tel ile telefon makinesini Sultanın telefon ve telgraf merkezine bağlar, her yerle görüşür, bilgi alır. Veyahut tüm yerleri gezmek veya yeni bir telefon-telgraf santralini her yere çekip Sultan kadar masraf etmek gerekecek.
Aynen onun gibi bütün bu hakikatları anlamak için, ya beş paralık akıl telimi Nurlar merkezine bağlayacağım; veya tüm bu hakikatları keşfeden ikinci bir Bediüzzaman olacağım. İkinci şık pek şık gelmiyor bana ve çok zor olduğu için mantıken makul olan birinci yolda ilerlemeliyim.. Okumalıyım. Bana bundan başka yol yok.
Risale-i Nur Ne Kazandırır?
60 yaşlarında muhterem bir büyüğüm hayalen Nurlardan sormuş.. Nurlar ne kazandırdığını hakikat lisanıyla söylemiş. Söylenirken not ettim, Risale-i Nur ne kazandırır:
- Huzur-u Daimî
- Sağlam bir tahkikî îmân
- İyi bir uhuvvet
- Muhkem bir ihlâs
- Eneye tokat
- İsrafsız iktisat
- Maişette bereket
- Derin bir şefkat
- İkna gücü
- Geniş tefekkür
- Devamlı faaliyet
- Örnek bir edeb
- Şuurlu itaat
- Metotlu hayat
- Toplumda güven
Daha ne olsun, Allah aşkına?
Peki Ne Kadar Okumalı?
Bir arkadaşım var, Serkan. Risaleleri 18 defa tekrarlamış. Bazılarını duydum 27 kere Sözleri bitirmiş. Bazı kişiler tüm külliyatı 80 defa, hatta 120 defa bitirmiş. Üstelik ömrünün sonuna dek Nurlar’ı okumaktan vazgeçmeyen âşıkları var. Demek ki okundukça okunuyor. Cezbe incizaba inkılab ediyor. Bir de meselenin ömürlük olduğu anlaşılıyor.
Her zaman duyduğumuz bu klasik istatistiki bilgiden sonra, yeni bir noktayı sorgulayalım.
Neden önce perdeli, sonradan inkişaf ediyor?
Bugün (yazıldığı gün) yirminci mektup denilen şaheser bahçesinden elimin yetiştiği meyveleri koparmaya çalışıyordum. “Ve huve ala kulli şey’in Kadir ve ileyhil masir” sırlarını okuyordum.
İşte ordan aklıma geldiğine göre.. Nasıl ki her bir asker bütün ordu gücünü ardına alır ve alabilir. Her bir parça risale de bütün Risale-i Nur ordusunu ardına alıyor; orduyu tanımadan askerin gücünü anlamak zor oluyor. Bu yüzden bütün Risaleleri (külliyatı) bütüncül bilmek ve fakat iyi bilmek gerekiyor ki derin anlamak mümkün olsun.
İşte bu birlik ve bütüncüllük içinde okumadığımız için perdeli gidiyor, anlamayınca kaçmak geliyor. Perdenin aralanması yine okumakla ve mütalaa ile olur.
Asıl mesele: Süreklilik
Yukarıda bahsettiğim arkadaşım Serkan hayli ilginçtir. Diyelim sabah uyandı, daha eserleri okuyamadan bir işi çıktı. Dışarı çıkmadan önce mutlaka şunu yapar: İlla eline eseri alır, yarım sayfa dahi olsa okur. Okumadan gitmez. Çünkü marifet çok okumakta değil, süreklilik sırrına mazhar olmakta, anlamış.
İşte bu süreklilik sırrını yakalamak için her gün -miktar çok önemli değil, ne kadar olsa kârdır- elden geldiğince okumak gerektiği kanısındayım. Her gün biraz okumak.. Bir iki paragraf bile olsa.. Yeter ki sayfa ipi her defasında yeni yeri işaret etsin. Mesele süreklilik sırrında düğümleniyor.
Zaten kemmiyetten ziyade, keyfiyet önemli değil miydi? Teknik ve miktardan ziyade, ihlâs önce gelmeli değil miydi? Süreklilikten daha güzel ihlâs mı olur?
Söz sizde… Risale-i Nurları okumak neden önemli? Neden anlaşılmaları zaman alıyor? Nasıl süreklilik kazanırız? Yorumlarınızla yazıyı tekmil edin, okuyucularımızı teşvik edin… Hemen bir yorum yazın.