Risale-i Nur'u anlama ve yaşama çabası
Anlamak ve Yaşamak
Su, Hava, Nur ve Risale-i Nur’u Anlamak
14 Haz
Onyedinci Lem’a Onuncu notayı okuyordum. Aklıma ilginç bir şey geldi.
Şöyle izah edeyim:
Marifetullaha götüren bürhanlar su, hava ve nur gibidir, der. Bunlar sadece görünür, sadece hissedilir ya da hem görünür, hem de hissedilir. Fakat hiçbirine tenkit elimizi uzatmayalım çünkü bizim elimizi mekan ittihad etmezler. O yüzden gaflet esbabından tecerrüd edip onlara odaklanalım, duralım, der. Böylelikle anlamanın mümkün olacağını, kolaylaşacağını söyler.
Peki Risale-i Nur da aynı bürhanları ihtiva etmiyor mu? İşte Risaleleri anlamanın bir formülü.
Yoklayıp tenkit ederek anlamaktan ziyade, külliyen dalarak kendimizi ona müteveccih kılmak. Yani sürekli okumak, hemdem olmak; tenkitle anlamaya çok çalışmadan okumak. Külliyen okumak.
Peki o kısımda bize ne tavsiyeler vardı, hatırlayalım:
Su gibi görünür hissedilir bürhanlar için: “Hayalâttan tecerrüd etmek, külliyetle ona dalmak gerektir”.
- Yani kendi anladığımızı bir kenara bırakıp külliyatın her tarafını görerek okumak.
Hava gibi hissedilir görünmez tutulmaz bürhanlar için: “Ona karşı sen, yüzün, ağzın, ruhunla o rahmet nesîmine karşı teveccüh et, kendini mukabil tut. Tenkit elini uzatma, tutamazsın. Ruhunla teneffüs et.”
- Yani anlamakla uğraşma, hissetmekle, ruhunu ona çevirip onu ruhuna çekmekle, o rahmet rüzgârını ruhuna doldurmakla uğraş.
Nur gibi görünür hissedilmez tutulmaz bürhanlar için: “Sen kalbinin gözüyle, ruhunun nazarıyla kendini ona mukabil tut ve gözünü ona tevcih et bekle. Belki kendi kendine gelir. (..) Belki o nur basiret nuruyla avlanır”.
- Yani basiretinle okuduklarını kuşat. Kalbini temizle, ruhunu çevir, o kendiliğinden anlaşılır.
Zaten bu bürhanları anladığımızda Risale-i Nur’u da anlamış oluyoruz. Risalelerin hedefi de bu: Anlatmak, hissettirmek, yaşatmak.
Siz bu kısımdan neler çıkarıyorsunuz? Anlama adına ne işaretler içeriyor?
Bir Temsil Şaheseri
5 Kas
Bazen bir odanın içerisinde bulursunuz kendinizi, bazen bir nehrin başında. Güneş doldurur gününüzü, aynalardan, çiçeklerden parıldar renkler, nakışlar…
Risale-i Nur’daki temsiller öyle bir noktadan baktırır ki, karanlık nokta kalmaz.
- Bütünleştirir: Dağınık sanılan konunun gizli bağları açığa çıkar. Saniye, dakika, saat birbirini hatırlattığı gibi, bir saatçi marifetiyle ubudiyet içindeki sırlar hikmete tahsis edilir.
- Yakınlaştırır: Nehir akar gider de, sonsuzluk yaklaşır. Hayat mührü üzerinde evrenin çarklarına hükmeden hâkim elin izi okunur. Kişisel dünyamızın dünyanın kişiliğinden ayrıldığı yer, aynalı odalardan yansıtılır.
- Keşfettirir: En sevgilinin kulluğunda, nice sevgilinin varlığını okutturur. Her günkü virdimizde, herkese ulaşan faydaya baktırır. Ya da her günahtan sonu görünen azim çirkinliği farkettirir.
- Dünyanız olur: Öyle bir faydası da var ki bu temsillerin; dünyanızdan seçilmişlerdir, dünyanız olurlar. Adeta dokunduğunuz, izlediğiniz herşey görev değiştirir de âleminiz değişir. Baktığınız çiçek, tuttuğunuz nakış, fotoğraf makineniz, aynanız, beşiğiniz, kaşığınız. Hepsi yeni anlamlara dönüşür.
En iyisi okumak. Satırları, satır aralarını okumak. Okumak ki dünyamız çizgisini, mahiyetini bulsun.
Yorumlarınızı paylaşmak ister misiniz?